ağrı ili hakkında bilgi

Reklamlar
Reklamlar

ağrı
ağrı1
Öncelikle posta kodu 04 olan Ağrı ilimiz hakkında sizlere kısaca bir bilgi vermeye çalışacağız daha sonrada tarihçesi, nufus, iklim yapısı, ekonomisi, turizm gibi kentin genel yapısı hakkında kısaca bilgeler vereceğiz.Ağrı ilimiz:Kutsal kitaplar ondan söz etmiş, kutsal sayılmış. Bir çok araştırmacı ya da meraklı Nuh’un Gemisi’ni yıllardır arayıp duruyor. Kimisi resimlerini bile çektiğini iddia etti. Bu resimler yayınlandı, gemi midir değil midir, tartışıldı.
Tufanda her türden birer çift canlıyı alarak gemiye binen Nuh Peygamber’in gemisinin karaya oturduğu yerin Ağrı Dağı olduğuna inanılıyor. Kutsal kitaplar da böyle yazıyor. Hz. Adem ile Havva’nın yaşadığı İrem Bahçelerinin de dağın kuzeyindeki Aras Vadisi’nde olduğu söyleniyor. Doğuda bir çok öykünün, söylencenin anlatıldığını söylemiştik. Bunlar çok ayrıntılı, iyi örülmüş öykülerdir. İşte bu öykülerden biri de Ağrı’yı anlatıyor.
Biraz kısaltılmışını sizlere sunalım:
Büyük ve Küçük Ağrı yeryüzündeki bütün dağların padişahı Kafdağı’nın ailesindenmiş. Kız kardeş Küçük Ağrı, Kafdağı’nın oğlu Yeni Kafdağı ile de nişanlıymış. Büyük Ağrı dağlar serdarı olduğundan ordusu ile 70 yıl sürecek uzun bir yolculuğa çıktığında Padişah Kafdağı ölmüş. Yeni padişahlık Büyük Ağrı’nın hakkıymış ama Yeni Kafdağı onun yokluğundan yararlanıp tahta oturuvermiş. Büyük Ağrı çok üzülmüş bu haksızlığa, kız kardeşi Küçük Ağrı’yı da yanına alıp Kafdağı ülkesinden ayrılıp Aras’ın yanına, şimdiki yerine gelip yerleşmiş. Yaşlı, yorgun ve üzgün Büyük Ağrı başını kız kardeşinin dizine koyup uykuya dalmış. Aradan uzun yıllar geçmiş, Yeni Kafdağı nişanlısını özlemiş ve Büyük Ağrı’ya elçi gönderip kendisini bağışlamasını, nişanlısını da göndermesini istemiş. Büyük Ağrı elçileri kovmuş ve yeniden uykuya dalmış. Yeni Kafdağı kızmış bu kez, ordusunu toplayıp Büyük Ağrı’ya saldırmış. Ama nafile, Büyük Ağrı tek başına koca orduyu bozguna uğratmış.

Yeni Kafdağı da yılmamış, yedi kez ve her seferinde daha büyük orduyla saldırmış. Ama her seferinde bozguna uğramış. Bu arada Küçük Ağrı da nişanlısına kavuşmak ister ama ağabeyinden çekinirmiş. Zorun sökmediğini gören Yeni Kafdağı bu kez hileye başvurmuş. Sessizce yaklaşıp nişanlısına gelmesini işaret etmiş. Küçük Ağrı dizini yavaşça ağabeyinin başının altından çekip kaçmayı denemiş ama Büyük Ağrı öksürüp ağzından alevler, dumanlar çıkarak uykuda olmadığını göstermiş. Yeni Kafdağı korkup kaçmış. Bu arada çevredeki köyler yanıp kül olmuş. Küçük Ağrı her yetmiş seksen yılda bir ağabeyinin iyice daldığını düşünüp dizini çekmeye çalıştığında Büyük Ağrı öksürüp yeri göğü sarsarmış.

Reklamlar

Ağrı Dağı için daha onlarca efsane anlatılabilir. Ama bu yaşlı dağ, son yıllarda hem turizme, hem de çevre köyülelerine güvenlik amacıyla kapalı tutuluyordu. Bu yıl başında çevre köyülerinin hayvanlarını Ağrı eteklerindeki otlaklara çıkarmalarına izin verildi. Bu gelişme, Ağrı’nın kısa süre sonra turizme açılacağının da müjdesi aynı zamanda.

Ağrı ilimizin tarihçesi:Ağrı İli, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir ildir. Adını, içinde bulunan Ağrı Dağı’ndan almıştır. 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.

Orta Asya’dan gelen kavimlerin Anadolu’ya girişleri sırasında Ağrı, bir geçiş oluşturmuş, dolayısıyla birçok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı’yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır.

Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler’in güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö.1340 – M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler krallık merkezi olan Urfa’dan uzak olan Ağrı’yı ellerinde tutamamışlardır.

En köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu’nun Van Gölü’nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine, Kral İspuini döneminde (M.Ö.825 – M.Ö.810) seferlere başlamış, Kral Menua döneminde (M.Ö. 810 – M.Ö. 786) ise bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler, buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir. Ağrı Dağı’nın yamaçlarında, Karakoyunlu ve Taşburun köylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua’nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır.

M.Ö.712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzanan Kimmerler, Ağrı’da geçici de olsa bir hakimiyet kurmuşlardır. Medler (M.Ö.708 – M.Ö.555) Asur Devleti’nin yıkılması ile birlikte bir yayılma sürecine girmiş, bunun sonucu olarakta Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır.

Medler’in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender’in Pers Kralı lll. Darius’u M.Ö. 331’de yenerek Anadolu’yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender’in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler bölgeyi ele geçirmişlerdir.

Doğu Anadolu’ya gelip yerleşen ilk Türk topluluğu M.Ö.680 yılında bölgeye gelen Sakalardır. Murat Nehri ve Doğubeyazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları Arsaklılar ve Artaksıyaslı Krallığı, Ağrı ve çevresine hakim olmuştur.

Bölge, Halife Osman zamanında İslam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasiler’in kontrolü altında kalan Ağrı, daha sonra Bizans’ın kontrolüne geçmiştir.

1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı, yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti’nin sınırları içine girmiştir. 1027 – 1225 yılları arasında Ani Atabekleri, 1239’da Cengizliler, 1256 – 1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celaliler Ağrı’da hüküm sürmüşlerdir. İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı’nda yapmış, Anadolu ve İran’ı buradan yönetmişlerdir. 1393’de Moğol hakanı Aksak Timur, Ağrı bölgesini ele geçirmiştir. 1405 – 1468 tarihleri arasında Ağrı, Karakoyunlu toprakları içinde yer almış, Karakoyunlular yıkılınca Ağrı Akkoyunlular’ın egemenliğine geçmiştir. Ağrı, 1514’de yapılan Çaldıran Savaşı sonrası Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı, Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kazım Karabekir Paşa zamanında ise Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır.

Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat’ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı’ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. 5165 m. yüksekliğiyle Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı da il sınırlarındadır.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Ağrı’ya bir üniversite kurma kararınını TBMM’den geçirmiştir. Bu girişimin 2009 Nisan’ında gerçekleşecek olan yerel seçim öncesi bir yatırım olmaktan öte bir anlam içermediğine inanılmaktadır. Ağrı, 2007 Temmuz’unda yapılan son genel seçimde de meclise beş milletvekili göndermiştir.

Ağrı ilimizin kültürel ve doğal zenginlikler başlığı altında incelenmesi:Ağrı Dağı : Doğubeyazıt’ta bulunan ve volkanik bir dağ olan Ağrı_Dağı 5137 metre yüksekliği ile Anadolu’nun en yüksek dağıdır.Nuh Tufanı’ndan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır.Dağ İran’ın 16 km batısında,Ermenistan’ın 32 km güneyinde yer alır.
İshak Paşa Sarayı : İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı’nın yakınında, Doğubeyazıt’ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine,7.600 m² bir alan üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir.
Nuh’un Gemisi : Ağrı dağı’nın güney karşısındaki Şürbahar (Telçeker) ile Üzengili (Meşar) köyleri arasında doğal bir anıttır. Aslında bu anıt, gemi biçimli bir şekil (siluet) dir. Türkiye – İran Transit yoluna 3,5 km. mesafededir.Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin bufada kaldığı öne sürülmektedir. 1983 yılından iti­baren kutsal geminin kalıntılarım burada arama çalışmaları hızlanmıştır.
Meteor Çukuru : Doğubayazıt’ın 35 km. doğusunda. Küçük Ağrı dağının eteğinin bittiği yerdedir, İran sınırına 2 km uzakta, Gürbulak sınır kapısı ile Sarıçavuş köyü arasındadır. 1892 yılında gökten düştüğü sanılan büyük bir parçanın meydana getirdiği çukur, dünyada büyüklük ve derinlik itibariyle Alaka’dakinden sonra ikinci büyük meteor çukuru budur. Genişliği 35 m., derinliği 60 m. dir. Toprağa gömülü göktaşının üzeri iç duvarlardan çöken toprak tabakalarıyla örtülüdür.
Balık Gölü : Ağrı’nın kuzeyinde, Kars sınırındaki Sinek yaylasında alabalığı ile ünlü bir lav setti gölüdür. Gölün suyu tatlı ve temizdir. Sazan balığı ve ünlü kırmızı pullu (kızıl alabalık) alabalığı vardır. Gölün çevresindeki buz gibi kaynaklar, Anadolu’nun en güzel sularıdır. Göl, doğal bir güzelliğe ve sade bir manzaraya sahiptir.Deniz seviyesinden 2241 m. yükseklikte bulu­nan Balık gölü, yurdumuzun en fazla yüksekte oluşmuş gölüdür. Alanı 34 km2. olup, derinliği 100 m.yi aşmaktadır.Gölün güney kıyısında plaj sitesi ve turistik te­sisler vardır.Balık gölüne kısa yol, Taşlıçay üzerinden çıkan 26 km.lik yoldur. Bu yolu, 60 km.lik Doğubeyazıt yolu tamamlar.
KUDRET KÖPRÜSÜ : Köprü çermiğinin bitişiğindedir. Zaten bu çermi­ğin adı da buradan gelir. Murat nehri buradaki toprak ve kaya yığınını sökemediğinden altını delmiş, açtığı tünelden akmıştır. Dünyada benzeri olmayan bu köprü, 30 m. yükseklik, 30 m. genişliktedir. Aradaki 150 m. boşluktan sonra ikinci doğal köprü yer almaktadır.
HAMUR DERESİ : Murat nehri’nin Hamur ile Tutak arasında aktığı Hamur deresi, doğal güzelliklere sahiptir. Suların bazı yerlerde çağlayarak, bazı yerlerde durgun ve vadinin yapısına uygun biçimde kıvrılarak akması, yer yer görülen ağaçlıklar, bostanlar buraya ayrı bir çekicilik kazandırır. Hamur deresi; balık avlama, iyi bir piknik ve dinlenme yeridir.
TENDÜREK DAĞI : Sönmüş, volkanik bir dağdır. Diyadin’in ve kap­lıcaların güney doğusundadır. Dağın üzerinde tandıra benzer sıcak çukurlar olduğundan böyle adlandırıl­mıştır. Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram duman (buhar) tüten sıcak su gözeleri de vardır. Sıcak ve soğuk kaynak suyu bol­dur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradır.Tendürek dağının sıcak suları minerallidir. Dağın tepesinde, (içinde su aygırları olduğu söylenen) krater bir göl oluşmuştur. Yazın yayla olarak kullanılır. Havası ve yeşilliği insana ferahlık verir. Av hayvanlarının da olduğu Tendürek’te ilkbaharda çok mantar yetişir.

Ve son olarakta ağrı ilimizin ilçelerine değinelim:
Merkez
Diyadin
Doğubeyazıt
Eleşkirt
Hamur
Patnos
Taşlıçay
Tutak

Reklamlar

Bu Yazıyı Facebook Twitter Sayfanda Paylaş