Öncelikle plaka kodu 08 olan Artvin ilimiz hakkında sizlere kısaca bir bilgi vermeye çalışacağız daha sonrada tarihçesi, nufus, iklim yapısı, ekonomisi, turizm gibi kentin genel yapısı hakkında kısaca bilgeler vereceÄŸiz.Artvin ili:GeçmiÅŸte Çoroksi, Çorok, Kollehis ve Klarceti, Osmanlı döneminde ise Livane olarak bilinen Artvin”in bu ismi nereden aldığı ve hangi tarihten itibaren kullanıldığı tam olarak bilinmemektedir.
İlk adların ise Çoruh Irmağı ile ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Görülmeli
Artvin Kalesi,Yapılışının Bağratlılar döneminde M.S. 937 yılında olduğu sanılıyor. Çoruh´a düşey biçimde granit kaya üzerine kurulmuş ve mutlaka gezilmeli. Ardanuç Kilisesi Ardanuç kalesinin iç bölümündeki bu kilise Etyiyen Asut tarafından 8. yy´da Oğuz tipinde yaptırılmış.Öte yandan İskender Paşa Camii,1551 yılında Ardanuç Kalesi´nin Osmanlılar tarafından alınışından önce eski Ardanuç kasabasında Müslüman cemaatin bulunduğu caminin eski durumundan anlaşılıyor. öncelikle görülmesi gerekenlerden.
Ardanuç Kalesi
Eskiden beri Gevbernik Kalesi olarak bilinen bu kale Ardanuç kasabasının kurulmuş olduğu yamacın tam tepesinde. 537 yılında inşa edilmiş.
KilislerDört Kilise
Yusufeli ilçesinin Tekkale ´Dört Kilise´ köyünde, köy yolundaki yüksek kayalar üzerine kurulmuş.
İşhan Kilisesi
Yusufeli ilçesinin Dağyolu köyünde. Mimari yönden orijinal özelliklere sahip olan bu kubbeli çadır tipi kilise her yönüyle Oğuzlara ait olduğunu kanıtlıyor.
Hamamlı Kilise
İl merkezine bağlı Ortaköy bucağının hamamlı köyünde. 958 yılında Bağratlı Kralı Sumbat tarafından yaptırılmış. Halen cami olarak kullanılıyor. Kilisenin girişindeki ´Günes Saati´, özelliğini koruyor.
Altıparmak kilise
Yusufeli ilçesinin Altıparmak köyündeki kilise halen cami olarak kullanılıyor.
Bulanık(Rabat Kilisesi)
Ardanuç merkezine bağlı Bulanık köyündedir. İçerisindeki gizli geçitlerle bulanık deresine iniliyor.
Köprüler
Gerek Çoruh ırmağına gerekse Arhavi ve Hopa´dan Karadeniz´e dökülen irili ufaklı dere suları üzerine kargir ve kemerli birçok köprü yapılmıştır. Yüzyıllardan bu yana yapılan köprülerden pek azı günümüze saglam gelebilmiştir. Berta deresi üzerinde Bağlıca Köyü´ndeki köprü halen eski görkemiyle günümüzde de kullanılmakta. Hopa´nın Köprücü köyündeki Kemerli Köprü´nün 400 yıl önceden kalma bir Osmanlı eseri olduğu, Esenkıyı ve Sugören köylerindeki köprülerin ise 1857 yılında caminin yapımı sırasında kemerli olarak yapıldığı biliniyor. Arhavi´de ise Ortacalar yolunun geçtiği dere üzerinde iki eski kemerli köprü bulunuyor.
İklim
Karadeniz ikliminin etkisinde kalan Artvin için en uygun gezi ayları Haziran-Eylül ayları arası.
Etkinlik
Kafkasör Kültür ve Sanat Festivali: 22-25 Haziran
Arhavi Kültür ve Sanat Festivali: Temmuz´un 3. Haftası
Karakucak Güreş Festivali ve Efkari Aşıklar Şenliği: 19-20 Mayıs
Artvin ilimize genel bakış:Artvin, DoÄŸu Karadeniz Bölümü’nde bir ildir. Türkiye’nin Gürcistan’la olan sınırında yer alan kuzeydoÄŸu köşesidir. Erzurum, Ardahan ve Rize illeriyle komÅŸudur. Yönetim merkezi Artvin kentidir.
Plaka numarası 08 ve telefon kodu 466′dır. Milli parklarıyla meÅŸhurdur. ÅžavÅŸat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı içerisinde bulunan ÅžavÅŸat Karagöl ve Borçka Karagöl görülmeye deÄŸerdir. Efeler-Gorgit Tabiatı Koruma Alanı esas olmak üzere Camili yöresi BirleÅŸmiÅŸ Milletler EÄŸitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından biyosfer rezerv alanı olarak belirlenen Türkiye’deki tek bölgedir ve bir dünya mirası olarak görülmektedir. Her yıl aÄŸustos ayında yapılan Kafkasör Festivali ise 3 gün sürer.
Artvin ilimizin tarihçesi hakkında kısa bilgi:Karadeniz Bölgesi’nin DoÄŸu Karadeniz bölümünde, Çoruh vadisinin sol yamacında meyilli bir arazide kurulmuÅŸ olan Artvin, kuruluÅŸu pek eski dönemlere inmeyen bir OrtaçaÄŸ ÅŸehridir. Bununla birlikte, ÅŸehrin çevresinde yapılan kazılarda bölgede milâttan önce 2000 yıllarına ait bazı yerleÅŸmeler bulunduÄŸu ortaya çıkmıştır. Bölgenin önce Hurrilerin, milâttan önce IX. yüzyıldan itibaren de Urartu Devleti’nin hâkimiyetine girdiÄŸi söylenmekte ise de, bu bilgileri kuÅŸkuyla karşılamak gerekir. Çünkü son yıllarda Artvin ve çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araÅŸtırmalarda ne Hurriler’e, ne de Urartular’a ait bir kale ya da yazıt bulunmamıştır.
Artvin tarihi hakkında bildiklerimiz EskiçaÄŸ’dan itibaren bölgeyi gezmiÅŸ olan coÄŸrafyacılar ile tarihçilerin yazmış oldukları eserlere dayanmaktadır. M.Ö. 431-351 yılları arasında yaÅŸamış olan Ksenophon ve bazı Yunanlı tarihçi ve coÄŸrafyacılar il ve çevresindeki yerel etnik unsurlardan uzun uzadıya söz etmiÅŸlerdir.
Klasik çağda Kolhis adıyla bilinen Artvin ve çevresinde milâttan önce IV. yüzyıldan itibaren Kolkh(idyalı)lar, Makron/Tsanlar, Şavşatlar ve Taokh(Diaokh-Dido)lar gibiLaz ve Kafkas-dilli birtakım kavimler yanında Kimmerler, İskit(Çikot)ler, Hemşinliler gibi Hint-İrandilli topluluklarla, Türki-dilli Kuman/Kıpçak(Atabek dönemlerinde) yaşadığı bilinmektedir.
Milâtan önce I. yüzyılda yaÅŸayan coÄŸrafyacı Strabon bölgenin Mithridates Eupator tarafından ele geçirilip Pontos Krallığı’na baÄŸlandığını yazmaktadır. Bu bölge daha sonra Romalı komutan Pompeius tarafından ele geçirilmiÅŸ ve mahallî kralların hâkimiyetine bırakılmıştır.
V. yüzyıl baÅŸlarından itibaren Bizans egemenliÄŸi altına giren Artvin ve çevresi bir ara İran’da büyük bir devlet kurmuÅŸ olan Sasaniler’in eline geçtiyse de sonra tekrar Bizans sınırları içerisine alındı. Bölge, Halife Osman döneminde 646 yılında İslâm topraklarına katıldı. Ancak daha sonraları birkaç defa Bizans ve İslâm orduları arasında el deÄŸiÅŸtirdi. Bu sırada Bizanslılar, ÅŸehri müslüman ordularının akınlarından korumak için 939 yılında bugün de ayakta duran Livane Kalesi’ni yaptılar. Ancak bu bölge, XI. yüzyılda Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’ya yönelmesi ile 1068 yılından itibaren Selçuklu hâkimiyetine girdi. Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Kızılırmak’a kadar uzanan bölgeyi emrindeki kumandanlara dağıttı. Bu dağıtım sırasında Çoruh bölgesi Erzurum ve çevresine hâkim olan Emir Ebulkasım’a düşmüştü. Böylece bu bölge bir süre SaltukoÄŸulları’nın idaresinde kaldı. Daha sonra kısa bir süre Gürcülerin eline geçen bu bölge Sultan MelikÅŸah devrinde tekrar Selçuklu sınırları içerisine alındı. Selçuklu döneminde Artvin ve çevresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde bir uç beyliÄŸi ÅŸeklinde yönetiliyordu. Artvin ve çevresi XIII. yüzyıl baÅŸlarında Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyetine girdi. Konya Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) Artvin, ÅžavÅŸat ve Yusufeli’ni sınırları içerisine kattı. Bu yüzyılın ortalarında Anadolu’yu iÅŸgal eden MoÄŸol İlhanlı orduları Çoruh vadisini de istilâ etmiÅŸlerdi. Bölge XIV ve XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin hâkimiyeti altına girdi. Ancak bu dönemde de mahallî idareciler olan Atabegler Artvin ve çevresinin yönetimini ellerinde tuttular.
Artvin ve çevresi, Osmanlı hükümdarı II. Bayezid (1481-1512) devrinden itibaren Osmanlı hâkimiyeti altına alınmaya baÅŸlandı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Åžehzâde Selim (Yavuz Sultan Selim) Gürcistan üzerine seferler düzenleyince, Artvin ve Çoruh havzasındaki kalelerin hakimi olan Atabeg Mirzâ Çabuk (1502-1516) ülkesinin tahribe uÄŸramaması için Åžehzâde Selim’e baÄŸlılığını bildirdi. Bu dönemden sonra Artvin ve çevresi 1536 yılına kadar Osmanlı Devleti himayesinde yarı müstakil bir ÅŸekilde kaldı. Bölgede ilk Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde saÄŸlandı. Bu dönemde Erzurum Beylerbeyi olan Dulkadırlı Mehmed Han 1536-1537 harekâtı sırasında Çoruh vadisinde bulunan diÄŸer kalelerle birlikte Artvin‘i de ele geçirdi. Bu sırada Artvin ile Yusufeli’ni içine alan Livane Sancağı kurularak Erzurum BeylerbeyiliÄŸi’ne baÄŸlandı. Bir süre sonra elden çıktığı anlaşılan bölge, yine Kanuni devrinde, 1549 yılında ikinci vezir Ahmed PaÅŸa tarafından tekrar ele geçirildi. Ahmed PaÅŸa’nın bu harekâtı sırasında bölgedeki 35 kale Osmanlı hâkimiyeti altına alınmıştı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti bir süre sonra yapılan Osmanlı-İran mücâdelesi sırasında daha da saÄŸlamlaÅŸtırıldı. Erzurum Eyaleti’ne baÄŸlı Livane Sancağı’nın merkezi olan Artvin, 1579′da Çıldır Eyaleti’nin kurulması ile bu eyalete baÄŸlandı. Bu sırada Hopa ve Borçka Trabzon’a, Artvin, Ardanuç, Yusufeli ve ÅžavÅŸat ise Çıldır Eyaleti’ne baÄŸlı idi.
Artvin ve çevresi bu tarihten sonra , XIX. yüzyılın baÅŸlarına kadar sürekli olarak Türkler’in elinde kaldı. Ancak bu yüzyılda iki defa Rus iÅŸgaline uÄŸradı. 1828 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne AntlaÅŸması ile Çıldır Eyaleti’nin merkezi Ahıska Ruslar’a terkedilince Artvin, Livane Kazası’nın merkezi oldu ve Trabzon Eyaleti’nin Batum Sancağı’na baÄŸlandı. Bu durum Doksanüç Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar sürdü. Bu savaşı kaybeden Osmanlı Devleti, 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos AntlaÅŸması’na göre Batum, Kars, Ardahan, EleÅŸkirt ve Beyazıt’ı Rusya’ya savaÅŸ tazminatı olarak bırakmak zorunda kaldı. Böylece, Batum Sancağı’na baÄŸlı bir kaza olan Artvin ve çevresi de bu antlaÅŸma ile Rusya’ya verilmiÅŸ oldu. Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren bu iÅŸgal sırasında yerli halk zaman zaman Ruslar’a karşı direnmekteydi. Nitekim 1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey idaresindeki Melo Sınır Taburu ÅŸehir ve çevresindeki Rus birlikleri bozguna uÄŸratınca Ruslar Artvin‘i terk etmek zorunda kaldılar. Ancak bu ilk kurtuluÅŸ çok kısa sürdü. Ruslar dört ay sonra, 3 Mart 1915′te bölgeyi yeniden kontrol altına aldılar. Aynı yıl, Türk kuvvetlerinin Sarıkamış’ta aldığı yenilgi üzerine Rus birlikleri Ardahan, ÅžavÅŸat, Ardanuç, Artvin ve Borçka’yı iÅŸgal ettiler.
Rusya, Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilince yeni Sovyet hükümeti ile 18 Aralık 1917′de Erzincan AteÅŸkes AntlaÅŸması imzalandı. Buna göre Ruslar Artvin‘i boÅŸalttılar. Daha sonra savaşın sona ermesiyle imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk AntlaÅŸması da Sovyetler BirliÄŸi ile Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesindeki ÅŸekline getirilmesini kabul ettiÄŸinden, Osmanlı birlikleri 1918 Martında tekrar Artvin‘e girdiler. Ancak Artvin, bu defa da Türklerin elinde uzun süre kalamadı. Çünkü Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenik sayılmış ve 30 Ekim 1918′de Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda imzalanan Mondros Mütarekesi’ne göre Osmanlı ordusunun 1914 yılından önceki sınırların gerisine çekilmesi kararlaÅŸtırılmıştı. Bu sebeple Artvin tekrar boÅŸaltıldı. İngilizler antlaÅŸma gereÄŸince 17 Aralık 1918′de Artvin, ÅžavÅŸat ve Hopa’yı iÅŸgal ettiler. Artvin ve çevresinde beÅŸ ay kadar kalan İngilizler buradan çekilirken ÅŸehri Gürcistan’a bıraktılar. Artvin yöresindeki bu Gürcü iÅŸgali ise 1921 baÅŸlarına kadar sürdü.
Artvin ve çevresinin kesin kurtuluÅŸu Kâzım Karabekir PaÅŸa idaresindeki 15. Kolordu’nun 30 Ekim 1920′de Kars’ı kurtarmasından sonra gerçekleÅŸti. Bu zaferden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Gürcistan’a bir ultimatom vererek Ardahan, Artvin ve Batum’un teslimini istedi. Gürcistan yeni Türk hükümetinin bu isteÄŸini kabul ederek kuvvetlerini 23 Åžubat 1921 sabahından itibaren Ardahan, Artvin ve Batum’dan çekmeye baÅŸladı. Bu tarihten birkaç gün sonra Türk kuvvetleri Ardahan’dan baÅŸlamak üzere adı geçen ÅŸehirlere girmeye baÅŸladılar. 27 Åžubat 1921′de Ardahan ve ÅžavÅŸat Gürcü iÅŸgalinden kurtuldu. Artvin‘in kurtuluÅŸu ise 7 Mart 1921′de gerçekleÅŸti. Böylece 1878-1921 yılları arasında 43 yıl süreyle Rus iÅŸgali altında kalan Artvin ve çevresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk askerî ve diplomatik baÅŸarısı sonucunda kesin olarak Türkiye topraklarına katılmış oldu.
Artvin ve çevresi 1921 yılında Rus iÅŸgalinden kurtulup anavatana kavuÅŸunca önce Ardahan Sancağı’na baÄŸlandı. Ancak aynı yıl içerisinde, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 numaralı kanunla Artvin Sancağı kurulunca, Artvin bu yeni sancağın merkezi oldu. 1924 yılında sancaklar vilâyet haline dönüştürülünce Artvin de vilâyet oldu. Ancak Artvin vilâyeti 1 Haziran 1933′te laÄŸvedildi ve burası bir kaza merkezi olarak merkezi Rize olan Çoruh vilâyetine baÄŸlandı. Bu durum 3 yıl kadar sürdü. Artvin 4 Ocak 1936 tarihinde yeni kurulan Çoruh vilâyetinin merkezi oldu. 1956 yılında ise Çoruh adı kaldırıldı ve ilin adı Artvin haline getirildi.
Artvin ÅŸehrinin iklim ve coÄŸrafi yapısı:Artvin‘in iklimi, yeryüzü ÅŸekillerinin özellikleri nedeniyle bölgelere göre çeÅŸitlilik göstermektedir. Kıyı kesimlerinde ılık ve yağışlı bir iklim tipi egemendir. Buna karşılık, İl’in iç bölgelerine doÄŸru, yüksek kesimlerde kışlar sürekli ve bol karlı, yazlar serin geçer. Çoruh Vadisi’nin derin tabanında kıyıya oranla daha az yağışlı, kışları fazla sert olmayan bir iklim tipi vardır.
En son olarakta bu güzel şehrimizin ilçelerini tanıyalım:Ardanuç
Arhavi
Borçka
Hopa
ÅžavÅŸat
Murgul
Yusufeli
Be First To Comment
Related Post
Leave Your Comments Below