İngilizce Whatsapp Durumları

Reklamlar

İngilizce Whatsapp Durumları

You love me as much as I love you that I love you as much as you love me I’ll know
Sen beni benim seni sevdiğim kadar sev ki, ben senin beni benim seni sevdiğim kadar sevdiğini bileyim

My heart does not extinguish the hope of kindling, how the hell are after you, I love you, and during combustion, the ashes returned to you if I have the fire
Sönmesin gönlümün ümit çırası, nasıl olsa cehennem senden sonrası, bendeyse sevip yanma sırası, küllere dönsem de ateşim sen ol. ingilizce whatsapp durum sözleri

You have about you, just like cigarettes are the same Smoke the eyes, the lips of ashes You only have a difference My cigarette, I, me, if you’re burning
Sen var ya sen, aynı sigaram gibisin Dumanı gözlerin, külü dudakların Yalnız aranızda bir fark var Sigaramı ben, beni ise sen yakıyorsun

People will always run after someone, but after his return from the run and never look at those who do not
İnsanlar hep birilerinin peşinden koşarlar, ama dönüp de kendi peşlerinden koşanlara hiç bakmazlar

I also doubt that I love you love me, because love is silent, Love is dumb
Seni seviyorum diyenin Sevgisinden şüphe et, çünkü Aşk sessiz, Sevgi dilsizdir

No one will love you the way I do;No one will love you;Love you like I do;It will never be the same
(hiç kimse seni benim sevdiğim şekilde sevmeyecek;hiç kimse seni sevmeyecek;benim sevdiğim gibi;asla aynı olmayacak)

I’m so over being blue;Cryin over you;And I’m so sick of love songs;So tired of tears;So done with wishing you were still here;Said I’m so sick of love songs so sad and slow
(Çok hayalciyim;Sana ağlarken;Ve aşk şarkılarına hastayım;Gözyaşlarına çok yorgunum;Senin hala burada benimle olmanı dilerken;Dedi ki aşk şarkılarına hastayım çok üzücü ve yavaşlar)

You´re like teardrops in my eyes You are the sun that always shines You are the one i ever needed – i love you still – i hope you hear it!
(Gözlerimdeki yas gibisin Herzaman parlayan günessin Sen bu güne kadar
ihtiyac duydugumsun – seni hala seviyorum – umarim duyuyorsundur! )

The shortest word for me is I, the swest word for me is LOVE, but the only word for me is YOU
[Bana gøre en kisa kelime “[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz [LinkLeri Sadece Forumumuza Üye olanlar Görebilmektedir Üye oLmak için tıkLayın]], ama tek kelimem SEN]

2 good 2 be 4 gotten
[Unutulmak icin fazla iyi]

To the world you are just one person but to one person you may be the world
[Dünya icin sadece bir insansin ama bir kisi icin bütün dünyasin]

Is that a gun in ur pocket or are you just happy to see me?
[Cebindeki bi tabancami yoksa beni gördügüne mi sevindin sadece?]

Don’t hate the player, hate the game
[Oyuncudan nefret etme oyundan nefret et]

2 good 2 be 4 gotten
[Unutulmak icin fazla iyi]

To the world you are just one person but to one person you may be the world
[Dünya icin sadece bir insansin ama bir kisi icin bütün dünyasin]

Is that a gun in ur pocket or are you just happy to see me?
[Cebindeki bi tabancami yoksa beni gördügüne mi sevindin sadece?]

Don’t hate the player, hate the game
[Oyuncudan nefret etme oyundan nefret et]

Do you belive in love at first site, or should I walk by again?
[Ilk gørüste aska inanirmisin yoksa tekrarmi geceyim?]

I’m loved by some, hated by many, but wanted by many
[Bazi kisiler tarafindan seviliyorum, bicok kisi tarafindan nefret ediliyorum ama bicok kisi tarafindan arzulaniyorum]

Your are my sunshine, my only sunshine, you make me happy all day long!
so please don´t take my sunshine away from me!
(Sen benim günesimsin, sadece benim günesim, bütün gün beni mutlu ediyorsun!
o yüzden lütfen günesimi alma benden!)

You never get a second chance to make a first impression
(Hic bir zaman 2 bir sansin olmaz birinci izlenim icin)

~ yOu’re the Only One fOr me, I wOn’t let anyOne get in Our way
(Sen benim birtanemsin, kimsenin bizim yolumuza cikmasina izin vermem)

~ My heart will always remember Our beautiful memOries(L)
( Kalbim hep hatirlayacak bizim güzel anilarimizi )

~ prOmise yOu wOn’t fOrget thOse sOft imprints we left in the snOw(F)
(karda biraktigimiz izleri birakmayacagina söz ver)
~ I just think abOut yOu, when I feel sO lOnely
( Kendimi yanliz hissetigimde Seni düsünüyorum )

~ The day I met yOu, I knew yOu were the One(L)
(Seninle tanistigimiz ilk gün benim Birtanem oldugunu biliyordum)

~ When I clOse my eyes, I can feel yOu entering my heart
( Gözlerimi kapattigimda Kalbime girdigini hissedebiliyorum)

~ On the day I met yOu, sO much happiness came tO me
(Seni tanidigim gün öyle cok mutlu oldum ki)

~ I believed that it was too hard to fall in love at first, but that was what I thought before I saw you
(Ilk gørüste askin cok zor olduguna inanirdim, ama bu seni gørmeden ønceydi)

~ When I ran intO lOve, I tOok yOur hand
(Aska kostugumda, senin elindn tuttum)

~ Always be my love
(Herzaman benim askim ol)

~ Wants To Fly Away From Reality (*)
(Gerceklerden uzaga ucmak istiyorum)

~ yOu are tOo goOd tO be true, but i can’t still take my eyes of you
(Gercek olamayacak kadar iyisin, ama hâla gøzlerimi alamiyorum senden)

~ If in my dreams is the Only way tO be with you ,, then please let me dream fOr ever(W)
(Eger rüyalarimsa seinle birlikte olacagim tek yer,, o zaman lütfen birakinda hep rüya göreyim)

~ I Hope, I Wish, I Wait, I Love And that is all because Of yOu!(L)
(Ümid ediyorum, diliyorum, bekliyorum, seviyorum Ve bunlar hep senin yuzunden!)

~ – yOu are my white angel in this black wOrld (*)
(Bu kara dünyada benim beyaz melegimsin sen)

~*[ I believe I’m lOving an angel; with yOur smile & eyes, yOu brOught me tO heaven ]*~
(Bir melege asigim sanirim; Gülüsün ve gözlerinle beni cennete eristiriyorsun)

~ Whatever yOu dO, wherever yOu gO; remember my wOrds, my wOrds ; ILOVEYOU!
(Ne yaparsan yap nereye gidersen git; sözcüklerimi hatirla sözcåuklerim; SENI SEVIYORUM!)
~ Can’t Eat, Can’t Sleep, Can’t Work, Just Thinking About You
(Yemek yiyemiyorum, uyuyamiyorum, calisamiyorum, Sadece Seni dusunuyorum)

~ I remember all the time that i had with yOu, and nOw I really miss you (Seninle gecirdigim zamanimi hatirliyorum, ve simdi seni gercekten cok özlüyorum)

~ × True love has no end (L)
(Gercek askin sonu yoktur)
~ I hate that I lOve yOu__ *
(Nefret ediyorum seni sevmemden)

~×; yOu dOn’t knOw hOw much lOve yOu
(Seni ne kadar cok sevdigimi bilmiyorsun)

You see that shackle? I’m Your sLavee…!
(Kelepcelerı Goruyormusun ? Ben senın KöLenim)

I’ve become so numb , i cant feeL you theree
(Çok hissizleştim , senin burda olduğunu biLe hissedemiyorum! )

Do you ever wanna run away?Do you locked yourself in your room , with the radio on turned up so loudNo one hears your screaming

(Hic uzaklara kacmak istedinmi? kendını hıc odana kitledinmiradyonun kısık sesını arttırarakHıc kımse duymaz senın çığlıklarını)

She said I’m leavingCause He cant take the painIt is hard to continue this love it aint same
(gidiyorum dedi çünkü acıya dayanamıyordubu aşka dewam etmek zordu we hicbirsey aynı değildi…)

Things I loved before, are now for saLe
(önceden sewdiğim hersy şimdi satılık)

Here is a little story that I made up So Let’s make believe
( benım uydurduğum bir hikaye bu,o zaman kendımızı ınandıralım)

I’m just a crazy kind of girl I wanna shop around , I’ve just begun
Don’t wanna settle down
( ben cılgın bır kızım alıswerıs yapmak ıstıyorumdaha yenı basladım durulmak ıstemıorm)

Don’t be scared of your shadow You can’t hide from your sorrow
( Gölgenden korkma , kaderinden saklanamazsın )

I lie and I lie and I lie till there’s no turning back;I don’t know why
(Yalan söylüyorum yalan söylüyorum dönüşü olmayana dek;Bilmiyorum neden)

oh tonight you killed me with your smile so beautiful and wild so beautiful
(bu gece gülüşünle beni öldürdün öylesine güzel ve vahşiceki öylesine güzel)

No longer waiting, remove illusions;No more complaining, forget confusion
(uzun beklemeler yok,ilizyonları kaldır;daha fazla yakınmak yok,karışıklığı unut)

I don’t know who to trust no surprise;Everyone feels so far away from me
(Bilmiyorum kime güveneceğimi şaşırmadan;Herkes benden uzaktaymış gibi geliyor)

I tried so hard;And got so far;But in the end;It doesn’t even matter
(O kadar çok denedim;Ve o kadar uzaklaştım;Ama en sonunda;hiçbir önemi kalmadı)

know that i can’t get over you;’cause everything i see is you and i don’t want no substitute;baby i swear it’s deja vu
(seninle baş edemediğimi bil;çünkü gördüğüm herşey sensin ve yedeğini istemiyorum;bebeğim yemin ederim bu bir deja vu)

No one will love you the way I do;No one will love you;Love you like I do;It will never be the same
(hiç kimse seni benim sevdiğim şekilde sevmeyecek;hiç kimse seni sevmeyecek;benim sevdiğim gibi;asla aynı olmayacak)

I’m so over being blue;Cryin over you;And I’m so sick of love songs;So tired of tears;So done with wishing you were still here;Said I’m so sick of love songs so sad and slow
(Çok hayalciyim;Sana ağlarken;Ve aşk şarkılarına hastayım;Gözyaşlarına çok yorgunum;Senin hala burada benimle olmanı dilerken;Dedi ki aşk şarkılarına hastayım çok üzücü ve yavaşlar)

See you at the bitter end From the time we intercepted Feels more like suicide
(Acı sonda buluşuruz Yollarımız kesildiğinden beri İntiharmış gibi geliyor)

I know, the past will catch you up as you run faster
(bilirim ne kadar hızlı koşarsan koş geçmiş seni yakalayacak)

Here in the darkness I know myself Can’t break free until I let it go Let me go
(Burada karanlık çöktüğünde,kendimi tanıyorum Gitmeme izin verinceye kadar beni özgürce koparamazsın Gitmeme izin ver)

Good enough I feel good enough for you Drink up sweet decadence I can’t say no to you
(Yeterice iyi Senin için yeterince iyi hissediyorum Iç bu tatli düskünlügü Sana birsey söyleyemiyorum)

You’re too important for anyone There’s something wrong with everything you see But I, I know who you really are You’re the one who cries when you’re alone
(Sen birisi için çok önemlisin Gördüğün her şeyde yanlış bir şeyler var Ama ben, ben senin gerçekte kim olduğunu bilyorum Sen yalnız kaldığında ağlayan birisin)

One day, all the beauty of life you want to go to death in abandon and come to my side, I’ll show it to you without you is death discrimination Bir gün hayatın tüm güzelliklerinden vazgeçip te ölüme gitmek istersen yanıma gel, gel ki sana sensizliğin ölüm olduğunu göstereyim

If you would one day be the one perk of Action for the network, you cry tears until the person does not abase
Eğer bir gün olur da birisi için ağlarsan başını dik tut ki gözyaşların seni ağlatan kişi kadar alçalmasın

People ornament of the face, the face of the frieze: eye, piece of mind: language, language is the case of the ornament
İnsanın süsü; yüz, yüzün süsü: göz , aklın süsü: dil, dilin süsü sözdür

I love to love, love is knowing what the search is never going to leave for nothing
Sev seni seveni, aşk nedir bileni, arama hiç boşuna bırakıp gideni

Gather the world’s most beautiful flowers and bouquets made to give you my love
Dünyanın en güzel çiçeklerini toplayıp buket yaptım sana sevgimi sunmak için

The most beautiful portion of a girl, kissing lips, and not the heart is being stolen
Bir kızın en güzel çeyizi; öpülmemiş dudakları ve çalınmamış kalbidir

Bu Yazıyı Facebook Twitter Sayfanda Paylaş