Ankara şiirleri
Tuğbam » Şiir » Ankara şiirleri

Ankara şiirleri


Bu yazı

tarafından yazılmıştır.

Son güncellenme tarihi:

Ankara şiirleri konusunu hemen keşfedin. Amatör ve ünlü şairlerden Ankara ile ilgili Tugbam’daki en iyi şiirleri şimdi okuyun ve yeni fikirler için ilham alın.


Ankara Marşı

Ankara, Ankara, güzel Ankara,
Seni görmek ister her bahtı kara.
Senden yardım ister her düşen dara,
Yetersin onlara güzel Ankara.

Burcuna göz diken, dik başlar insin,
Türk gücü orada her zoru yensin,
Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin,
Var olsun toprağın, taşın Ankara.

Halil Bedii YÖNETKEN


Ankara

I

Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman
Kale’ye rast vaktinde çıkılırdı
Gariptir, Sezenlerdeki hanende
Çekip gitti Sarguttan bir ay önce

II

Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri
Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara’da
Belki bundandı Cemal Süreya’nın Kızılay’da
Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması

Ahmet Telli

Ayrıca bkz. Başkentin Ufkunda şiiri.


Ankara

Niçin sevilir bir kent
Ekmeği suyu insanı için mi
Yoksa uğultusundaki
o sürekli derinlere kaçan
eskil renkten mi
Yoksa gizlediği için mi
suçlarımızı
gökyüzünden kırlardan
Niçin sevilir bir kent
Bilmem ki.

Abdulkadir Paksoy


Ankara

Ey insan arşı yayla! Ey bozkır! Ey Ankara!
Seslen bana: Ben senden nasıl uzak yaşarım;
Bahtım, senin bağrından ayrıldığım an kara,
Ben sendeki gözlerden feyz alarak yaşarım.
“Halep ordaysa arşın burda.” dersen ne çıkar?
Sende al atım için meydan da cirit de var.
Başka yerin sahrası hız almaya bile dar!
Ben sende heyecanım şahlanarak yaşarım!
Koşarım bozkırlarda gem bilmeyen bu tayla,
Hislerim sürü sürü benim, bağrım da yayla.
Ana gibi, yar gibi kaynaştım Ankara’yla,
Alnım gökten yukarı, mermerden ak yaşarım.
Fatih’in gemileri nasıl kaydı karada?
Nasıl bir sızı vardır şerefli bir yarada?
Ben böyle imkânsızlık içinde Ankara’da,
Hayatımı sürerim, hislerimi yaşarım.
Gönlümü atsalar da dünyanın bir ucuna,
Düşer bir gülle gibi Ankara’nın burcuna,
Bilmem şahin sığar mı avuçların ucuna,
Ankara’da ben böyle çırpınarak yaşarım.

Behçet Kemal ÇAĞLAR


Ankara

Kara günün şafağıdır.
Devrimlerin kaynağıdır.
Sevinç verir, gam dağıtır,

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Saltanatın battığı yer.
Atamızın yattığı yer.
Türk kalbinin attığı yer.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Yeni yola ordan girdik;
Öz benliğe orda erdik.
Biz bu yere gönül verdik.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Kurtuluşun eşiğidir.
Hepimizin ışığıdır.
Cumhuriyet beşiğidir.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Ordadır en ünlümüz,
Yurdu bekler gece, gündüz,
Ondandır bu ak günümüz

Ankara yurt güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Ankara’yı yok bilmeyen,
Kuşlar gibi uçar tren,
Görmedinse bin, git hemen.

Ankara yurt güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Zeki TUNABOYLU


Ankara

Ankara’da doğdu gün;
Öğün Türk oğlu öğün.
Tan yeridir Türklüğün,
Bahtı ak, taşı kara
Adı büyük Ankara.

Ordu kuruldu,
Düşman orda vuruldu.
Türk’e bir kale oldu.
Bahtı ak, taşı kara
Yurdun kalbi Ankara.

Harp meydanı orası
Başkomutan ovası
Bahtı ak, taşı kara
Can evimiz Ankara.

H. Ali YÜCEL

Ankara’yı Dinliyorum

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ne rüzgâr esiyor hafiften
Ne de gözlerim kapalı
Denizin sesi de İstanbul’a has
Bütün renkler Ankara’da mat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Çankaya sırtlarından çan sesleri geliyor
Cinnah’ın dibinde yalnız kalmış minare
Tunalı Hilmi’de şuh kahkahalar
Kuğulu Park’ta insanlar rahat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ülkemin kalp sesleri geliyor kulağıma
Uzun derin bir inilti dağılıyor etrafa
Askerler rap rap meclisin bahçesinde
İrademin boynunda yağlı bir halat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Vekiller misket oynuyor milletin kaderiyle
Memurlar öğle paydosunda simit dişlerken
Amirler kebap yiyor künefenin önünden
Açlıktan garibin midesi kat kat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Hacettepe’de oturmuş ağlıyor kızlar
İffet çığlıkları dolduruyor gökleri
Rengarenk örtülerle çiçekler açmış başlar
Pencereden bakıyor merhametsiz bir surat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Köprülerin altında baldırı çıplak çocuklar
Bir poşetin içinden bali çekiyor
Çingeneler Çinçin’ de göbek atıyor
Çiftliğe hapsolmuş türlü türlü hayvanat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Acı bir fren sesi geliyor Dö Gol yolundan
Sanki çığlığı kızın, kulağımı yırtıyor
Ambulans bağırarak trafiği yarıyor
Sona eriyor yine taze bir hayat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Gençlik Parkı’nın bankları gıcırdıyor
Lunaparkta eğlence var meraklısına
Sevgililer kayıklarda ilan-ı aşk ediyor
Çocukların sevgilisi cansız dönen at
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Kızılay’ı sel götürmüş, bir insan seli
Kimi işe gidiyor, kimi saf saf geziyor
Sakarya çay ocağında biri, bir çay istiyor
Esnafın bugün de işleri kesat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Banliyö treni Sincan yolunu tutmuş
Samanpazarı’nda gelinlik kızlar alışveriş yapıyor
Bentderesi her zamanki namus pazarı
Haydi güneş! Bugün de biç namusa bir fiyat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Hacı Bayram Camisi yalnızlığını yaşıyor
Bakanlıklar, Bahçeli, Emek şen şakrak
Altındağ, Mamak, Kayaş fukara ağırlıyor
Ömrümü yutuyor canavar saat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ne rüzgâr esiyor hafiften
Ne de gözlerim kapalı
Burada hayatım bölündü lif lif
Bütün renkler Ankara’da mat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat

21 Ekim 1997 Ankara

Selim Gül


Ankara

Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar.
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar…
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri
Sisli
Binalar…

Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti…

Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
Biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?

Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit
Kürsüler üstünde
Çok sigara içen
Öğrenciler

Bir daha asla yaşayamayacağı
Aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir İzmirli güzele dayatmak varken
Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililiği!

Soyut bir sevdaya
Beşik kertilmiş olan
Dağda çoban,
Şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat’ın büyük elleri
Ararat’ın kızgın yelleri
Cilo’nun derin nefesleri
Hülasa kente hukuk mukuk okumaya
Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
Anadolu çocukları

Ankara’ ya
Öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar

Belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
Sevdiğimiz kızlar
Çok dibimiz donmuştur
Ve çoğu zaman
Bu kar mevzuu
Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

Hiçbir şey
Kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana
Ankara’da,
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra

Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
O kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacun da
O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
Tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
Bizzat Urfa’da hatta
Ama hiçbirinde
O kadar aç oturrnadım sofraya

Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar
Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
Öyle deme Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden Ankara’yı bu kadar çok sevdiğini anlamadan
Ankara’da yaşamak

Yollarına hep sevdiğimiz insanların
Adlarını vermediler ama
Biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
O tuhaf bozkır kokusunda

Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar…
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için deği!
Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem Neşet Ertaş’ı hem Bülent Ersoy’u
Aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
Çok beğenmeyerek ama
Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
Yürüyen…
Memurlar…
Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar.
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar…

Biz,
Şimdi kapalı birr kuruyemişçi
Dükkanının
-Ki bütün plan kar altında
Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip
Yanı sıra bafra içmektir-

Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,

Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
Merhabadan çok “çıkar ulan kimliğini” denmiş,

-Yani sistem kendi verdiği kimliği
Zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden

Kavgacı
Esmer
Cesur

Korkak
Çoğu Kürt
Çoğu Türk
Çocuklardık…
Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar…
Ha sonra

Belki Ahmed Arif’in aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-Çünkü hiçkimse bir daha Ankara’yı
O’nun kadar sevemeyecek
-Bir şiir islenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim, nazlıdır ankara…

Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
İşte o, en netameli aydır bence

Ankara’ya
Öyle yakışırdı ki kar…
Asfaltlar ışıldar…
Yalanlar…

Şimdi ve sonra
Ne zaman Ankara’ya kar yağsa
Elim gönlüm,
Çocukluğum buz tutar

Yılmaz ERDOĞAN


Yürüyorum Ankara’da

Boynumda kaşkol
Elimde eldiven
Dışarda kar
Kuru ayaz
Gönlümde acı
Gönlümde neşe
Gönlümde sızı
Yürümek güzel Ankara’da

Cafeleri bol
Döneri meşhur
Görürsün kale’yi karşıda sur
Gönlümde keder
Gönlümde sevgi
Gönlümde ah, vah
Yürümek güzel Ankara’da

Duraklar kalabalık
Otobüsü bol
Bir taraf ankararay
Bir taraf metro
Merdivenleri say bitmez
Sevgide insana yetmez
Gönlümde acı
Gönlümde sancı
Gönlümde güzellikler
Yüzümde gülücükler
Yürümek güzel Ankara’da

Çankaya, kızılay
Işıl, ışıl parlıyor
Kuğulu park sakin, sessiz
Ankara kalabalık, var densiz
Gönlümde sevgi
Aklımda şiir
Nerde üstat, nerde pir
Gönlümde ah, vah
Yürümek güzel Ankara’da

Ulus, saman pazarı
İsmet paşa, bent deresi
Hacı bayram türbesi
Hisarı, kalesi
Gençlik parkı sıhhıyesi
Kuşbakışı bak anıttepe
Atatürk’ü gör içinde
Gönlümde sevgi
Gönlümde keder
Ankara dünyaya değer
Gönlümde ah, vah
Yürüyorum Ankara’da


27 Aralık

Yirmi yedi Aralık’ta,
Atam geldi, Ankara’ya.
Ülkem kalmış, karanlıkta,
Merhem oldu, her yaraya.

Atam, Ankara’da durdu,
Meclisi, buraya kurdu.
Kurtuluşa, karar verdi,
Hep toplandık, bir araya.

Düşmanları, yurttan attı,
Türklüğüme çok şan kattı.
Ankara’yı, başkent yaptı,
Hemşeri oldu, buraya.

Atatürk’ü, çok severiz,
Onun yolundan gideriz.
Uygar ülke, hedefimiz,
Örnek olalım, dünyaya.

Hüseyi̇n Celep


Ankara

Kara günün şafağıdır.
Devrimlerin kaynağıdır.
Sevinç verir, gam dağıtır,

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Saltanatın battığı yer.
Atamızın yattığı yer.
Türk kalbinin attığı yer.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Yeni yola ordan girdik;
Öz benliğe orda erdik.
Biz bu yere gönül verdik.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Kurtuluşun eşiğidir.
Hepimizin ışığıdır.
Cumhuriyet beşiğidir.

Yurdumuzun güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Ordadır en ünlümüz,
Yurdu bekler gece, gündüz,
Ondandır bu ak günümüz

Ankara yurt güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Ankara’yı yok bilmeyen,
Kuşlar gibi uçar tren,
Görmedinse bin, git hemen.

Ankara yurt güneşidir,
İçimizin Ateşidir.

Zeki TUNABOYLU


Ankara’m

Nice uygarlıklar görmüştür başın,
Anlatayım, herkes duysun Ankara’m.
Bugün özgürdür toprağın, taşın,
Kimse aç kalmasın doysun Ankara’m.

Sırayla yaşanmış tarih izleri,
Malazgirt den aktı, doldu özleri,
Başkent oldu. mutlu etti bizleri,
Şehirler içinde beysin Ankara’m.

Atamı bağrına basmıştı Dikmen,
Düşmanı yok etti, hücuma kalkman,
Kurtuluş aşkını kalplere ekmen,
Karanlık gecemde aysın Ankara’m.

Cumhuriyetimiz sende kuruldu,
İşgale gelenden hesap soruldu,
Savaşlardan sonra meydan duruldu,
Hasmına gerilmiş yaysın Ankara’m.

Seymenler oynar misket oyunu,
Çubuk, Kurt boğazı verir suyunu,
Merada otlatır, keçi, koyunu,
Dönere yoğurdu koysun Ankara’m.

Metrosunda türkü söyler rayları,
Gelmiş, mesken tutmuş Türkün boyları,
Hacı Bayram Veli gibi huyları,
Hüseyin Gaziyi saysın Ankara’m.

Görün gençlik, Güven, Kuğulu Parkı,
Çiçekler rengarenk doğanın farkı,
Buradan hızlanır devletin çarkı,
Haklının yanında oysun Ankara’m.

Nehirler takın, barajlar küpen,
Nöbette ordumuz olmasın şüphen,
Nur içinde mabet, bak, Anıttepen,
Zorda sığındığım koysun Ankara’m.

Otagara bakarsan boyunda gerdan,
Elmadağı kışın geçilmez kardan,
Kaplıcada şifa beklenir terden,
Kızakla kaymayan kaysın Ankara’m.

Yuvanın kavunu, Güdülde kiraz,
Akşam Gölbaşında mehtap eder naz,
Aydos yaylasında doyumsuzdur haz,
Namını dünyaya yaysın Ankara’m.

Uruş, Beypazarı hais balımsın,
Çeşit çeşit meyva dolu dalımsın,
Moganla iç içe köşküm, yalımsın,
İçimi ısıtan çaysın Ankara’m.

Tiyatro, opera, seyret baleyi,
Müzelerden sonra gezin kaleyi,
Sakın unutmayın Ata Kuleyi,
Hipodrumda nazlı taysın Ankara’m.

Bayrağım göklerde dinlerim ezan,
Rabbime duamdır Odur ki yazan,
Aman Ankara’ma gelmesin hazan,
İsterse canıma kıysın Ankara’m.


Karlı Bir Ankara Gecesi

El ayak çekilmiş sokaklardan
bütün gece kar yağıyor Ankara’nın kalbine
tatil yağıyor öğrencilere, öğretmenlere
ıssız parklar, çocuk bahçeleri
şimdi kar altındadır
rüzgarın soluğuyla şarkı söylüyor
dallarda ışıklar
bütün pencerelerde indirilmiş panjurlar
kapanmış perdeler

Bu saatte bir ben ayaktayım
kar altındayım
kentimin ışıklı bulvarlarında
sessizce yürüyorum
düşlerin bahçesinde yitik cennetler arıyorum
sarhoş bir hülyanın kollarında
kar kokusunda
yürüyorum sessizce Ulus’tan Kızılay’a
Kızılay’dan 100.Yıl’a
yolda sayfalar dolusu
yazılmış, çizilmiş kalbim
kalbimin karşısında
hüzünlü ışıklarla öpüşüyor Hitit Heykeli
selamlayıp geçiyorum kentimin talihsiz simgesini

Bir türlü ayrılamadım senden
güzel kentim Ankara
özgürlüğüm de sendedir, tutsaklığım da
senin zindanlarında açıldı kalbime yara
tüm acılara karşın yine de
seviyorum seni Ankara

Bu gece bir ben ayaktayım
bir benim nöbette
saatlerdir inatla yürüyorum
özgürlüğün koynunda mutluluk arıyorum
sonunda evimin kapısındayım işte
kentimin şafağı gözlerime saplanıyor
yorgunluğun yüzünde ışıyor sabah
elveda” diyorum, tükettiğim geceye
ve “merhaba” diyorum yeni güne
yeni bilmeceye


Ankara Üzerine

Esiyor başımda kavak yeli
Kızılay’da kalabalık insan seli
Kimi leyla, kimi mecnun
Kimi akıllı, kimi deli
Kimi alim, kimi veli
Esiyor başımda kavak yeli

Dışarda kar yağıyor lapa, lapa
Yol var doğru
Yol var sapa
Serdar güzeli doğruyu görür
Yaşam sonu olan ömür

Esiyor başımda kavak yeli
Kızılay’da kalabalık insan seli
Ankara sen ankarasın
Neler gördün, neler duydun
E söyle kardeş vatan için
Kaç taş üst üste koydun

Ankara’m bakarım sana kıyamam
Ne badireler atlattın sen
Ne kişiler senin için giydi kefen
Yürüdü koçlar, öldü seğmen
Kalense taş gibi ayakta
Ankara’m sancağın dalgalanıyor
Serdar sana baktı inan ağlıyor

Esiyor başımda kavak yeli
Kızılay’da kalabalık insan seli
Kimi leyla, kimi mecnun
Kimi akıllı, kimi deli
Kimi alim, kimi veli
Esiyor başımda kavak yeli
Ankara’m sen farklısın sen
Ankara’m sen canımsın sen


Ankara’daki Kar Şiiri

Bir santimde olsa kar yağdı

Ankara beyazlara büründü

Oğlum emreye söz verdim

Kartopu oynayacaktık

Bir santimde olsa kar yağdı

Ankara beyazlara büründü

Oğlum emreye söz verdim

Kardan adam yapacaktık

Ne yazık hevesimiz, kursağımızda kaldı
Oğlum hayalimiz, bir başka güne kaldı


Sevgilim Ankara

Ankara’dayım…
Oturdum ortalıkta bir yere yine.
Sitem etmeyi özlemişim
“Türk, ÖĞÜN, Çalış, Güven yazanlara şu heykele…
En düzeli keşmekeş
En pahalı memuriyet ve de…
Ama benim Ankara’m
Vatandan sonra vatan
Ankara’m…
Marjinal bir monotonluk,
En sıra dışı tekdüzelikler
Ve en can alıcı güzellikler:
Öğrenciler…
Memurlar…
Bürokratik soğuklar…
Sevgilim Ankara;
Bitmeyecek sana susuzluğum
Sana açlığım,
Sana yorgunluğum
Ve sensizliğe boğukluğum…
Gri sendeki kadar güzel değil asla
Sendeki kadar kasım değil hiçbir ay
Ve sen kadar benim değil hiçbir şehir!
Hayatıma girişin çok güzeldi.
Belki daha güzeldi gidişin…
Ama hepsinden güzeli
Seninle kucağıma doğmasıydı güneşin


Bu yazımızda, Ankara şiirlerini sizler için yazmaya çalıştık. Sizin de çok beğendiğiniz ve burada olmayan Ankara ile ilgili şiirleriniz varsa yorum bölümünden yazabilirsiniz.

Bu makale faydalı oldu mu?
EvetHayır
Reklamlar

Bu Yazıyı Paylaş

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir