İçindekiler
- Elde Var Hüzün – Attilâ İlhan
- Ağlamak – Özdemir Asaf
- Hüzün – Alfred De Musset
- Efsane – Wolfgang Borchert
- Ah! Neydi Benim Gençliğim – Orhan Veli Kanık
- Arkadaş Dünya İçin Boş Yere Üzülme – Ömer Hayyam
- Bekleyeceğim – Ahmet Hamdi Tanpınar
- İmkansız Aşk – Ümit Yaşar Oğuzcan
- Ağladım – Ahmet Selçuk İlkan
- Yalnızsan Eğer – Ahmet Telli
- Otağ – İlhan Berk
- Sevinç İle Hüzün – Özdemir Asaf
- Keder Sana Yakışmıyor – Victor Hugo
- O Erken Sabahlar – Ataol Behramoğlu
- Uzak Yakınlık – Edip Cansever
- Özletiyor Seni Bu Yağmurlar – Ahmet Telli
- Amatör Şiirler
Hüzün şiirleri: Ünlü şairlerden en hüzünlü şiirler konusunu hemen keşfedin. Amatör ve ünlü şairlerden hüzün ile ilgili Tugbam’daki en iyi şiirleri şimdi okuyun ve yeni fikirler için ilham alın.
Elde Var Hüzün – Attilâ İlhan
Söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün
Attilâ İlhan
Ağlamak – Özdemir Asaf
Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar ardarda dinmeli
Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Özdemir Asaf
Hüzün – Alfred De Musset
Gücüm, hayatım, nem varsa kaybettim;
Kaybettim, ah, dostlarımı, neş’emi;
Kalmadı hatta kibrim, azametim;
Oydu vehmettiren dahiliğimi.
“Hakikat budur” dedikleri zaman,
Karşımda sahiden bir dost zanettim.
Hakikati anlayıp duyduğum an;
Çoktandır galip gelmişti nefretim.
Ama işte hakikat ebedîdir;
Yaşarsa bir kimse ondan bihaber,
Alemde ömrünce gafil kişidir.
Tanrı soruyor, cevap vermek ister,
İyi ki ağlamışım arasıra
Elimde kalan servet bu, dünyada.
Alfred De Musset
Efsane – Wolfgang Borchert
Bekler o kız akşamları yaslı
bir yalnızlık içinde; mutluluk özler.
Yuva kurmuş gözlerinde kaygı:
dönmeyen sevgiliyi gözler.
Karanlık rüzgârdı, gecenin birinde
büyü yaptı, kız şimdi bir fener.
Mutludurlar fener alevlerinde
seviyorum seni! diye fısıldayan kişiler.
Çeviri: Behçet Necatigil
Wolfgang Borchert
Ah! Neydi Benim Gençliğim – Orhan Veli Kanık
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz,yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi;
Onu da beğenmedin,parka;
Sevdiğim dillere destan;
Sevdiğim,
Meyil verdiğin;
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!
Orhan Veli Kanık
Arkadaş Dünya İçin Boş Yere Üzülme – Ömer Hayyam
Arkadaş dünya için boş yere üzülme
Şu hurda dünya için gereksiz yere üzülme
Var olan zaten geçti yok da ortada yok
Şen ol da var için yok için üzülme
Ömer Hayyam
Bekleyeceğim – Ahmet Hamdi Tanpınar
Aylar geçip yıllar olsa da
Yıllar geçip zaman dolsa da
Aşkın arzuları beni boğsa da
Bir gün seversin diye bekleyeceğim
Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim
Seni beklemekle geçse de ömrüm
Şu fani dünyada kalmasa günüm
Senden uzakta ölürsem bir gün
Ahirette seni bekleyeceğim…
Ahmet Hamdi Tanpınar
İmkansız Aşk – Ümit Yaşar Oğuzcan
Falcı kadın yalan söylüyor yalan
Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
Nasıl mümkün değilse
Yıldızları toplamak gökyüzünden
Öylesine imkansız bir şey aşkımız
Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
Sadece hatıralarda ebedi olan
Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
Onlar bile bize yar olmadı
Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın
Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
Bir hurda teknedir şimdi
Dalgalar dünden daha zalim
Rüzgar daha hoyrat
Ne bulut var ufuklarda ne gemi
Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan
İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ağladım – Ahmet Selçuk İlkan
Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım.
Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım!
Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım
İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım
Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.
Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.
Ahmet Selçuk İlkan
Yalnızsan Eğer – Ahmet Telli
Hayatın devraldığı
sessiz bir özsudur acı
birikir yüreğinin kıvrımlarında
ve ağar gözlerine ağır ağır
Bulutlar yere inmiştir artık
ya da gurbettesindir
Unutma
Bir hayalet gibi kapındadır
yalnızlık denilen şey
ufkun kararabilir birden
için çölleşebilir
Kaçışın bile bir adımdır
ya da dönüşündür kendine
Unutma
Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
ve her sabah ‘merhaba hüzün’
‘merhaba yalnızlık’
diyerek başlarsın hayata
Ama hayat bağışlamayacaktır seni
Unutma
Üstelik günlüğü yoktur hüznün
hiçbir zaman da tutulmayacaktır
Serüvenlerin yorgun yeniği
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
ya da hasta bir tanıdıktır ancak
hepsi o kadar
Unutma
Ahmet Telli
Otağ – İlhan Berk
Sevgilim, işte eylül
Ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.
Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(İsteğin bulanık kıyısında).
Bundan değil midir bizim aşkımızda
Sürekli bir akşam hüznü vardır.
İlhan Berk
Sevinç İle Hüzün – Özdemir Asaf
Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden,
Şimdi bilen yok, nerede oturuyor.
Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda
Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını..
Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor.
Görünüp siliniyor o günden beri.
Sevinç bin an gözlerde, dudaklarda.
Yerini sevgilisi Hüzün’e bırakıyor.
Sevinç’se, uzaklarda hep uzaklarda..
Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor.
İşte o günden beri gözlerde, dudaklarda
Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu.
O günden beri Sevinç yerinde durmaz
Ve kişiliğini ararken uzaklarda
O günden beri kimliksiz hüzün olmaz…
Özdemir Asaf
Keder Sana Yakışmıyor – Victor Hugo
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli
Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
Victor Hugo
O Erken Sabahlar – Ataol Behramoğlu
Annemli babamlı o erken sabahlar
Tüm yaşamımın belki en güzel şeyiydi
Yatak örtülerinde sabah güneşi
Ve sanki kardeşimiz olan eşyalar
Sakince açılıp kapanan bir kapı
Bir masa, ağır başlı duruşuyla
Yarı aydınlıkta, koridorda
Aynadan, konsoldan yansıyan ışıltı
Şimdi bu erken sabah saatinde
Acıtıyor kalbimi özlemle
O sabah vaktin görüntüleri
Babamın güzel, ağır başlı yüzü
Annemin azıcık hüzünlü
Ve hep azıcık telaşlı gölgesi
Ataol Behramoğlu
Uzak Yakınlık – Edip Cansever
Soruyordun
İlkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
Beklesem hemen gelecek olduğun
Tam öyle olduğun
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırık dökük de olsa yanımda
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
İkimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.
Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
Ayak bileklerimizden gerisin geriye
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
Gereksiz ama yalnızlık böyle.
Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu
Ne yaparsan yap saati kurma
Öyle dağıldık ki hepimiz
Her günün geçmesi bir gerçek oluyor
Seninle her uzaklık gibi böyle.
Edip Cansever
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar – Ahmet Telli
Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
Ahmet Telli
Amatör Şiirler
Geride Kalan
O tren gitti
ben kaldım
bir güz yaprağıydı hüzün
döne döne
indi önüme
yerde ezik bir karanfil
gözlerimde son gülüşün
ve belki hâlâ sallanan elin
o tren gitti
ıpıssız kaldım
yaslandığım ağaç gövdesi
nasıl anlasın beni?
gittikçe daha uzaksın
ses yok kulak dayadığım raylarda
kim duyacak içimde kopan çığlığı
kim görecek beni
kör karanlığında gecenin?
gökte akan bulut
varır mı senin gittiğin topraklara
benden sana taşır mı bu yağmuru?
rüzgara bıraktım kendimi
sürüklenip gidiyorum
bir şiir seni fısıldıyor
boşluğa düşüyor adımlarım
sigaram söndü ateşim yok
meyhaneler çoktan kapanmış
kendime çekilsem
limanım belirsiz
pusulam kayıp
o tren gitti
ben kaldım
bir güz yaprağıydı hüzün
döne döne
indi önüme
Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı
Bir bıçak saplı durur göğsünde,
Hangi su tasına uzansan boş;
Hangi pencereye koşarsan koş
Aynı siyah güneş gökyüzünde.
Aynı siyah güneş, aynı siyah,
Aynı susayış, aynı koşu, aynı…
Of… hep aynı şey, aynı şey, aynı şey,
Aynı, aynı, aynı, aynı, aynı.
Kimsesizlik
Yıllardır bir kıvılcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Muzdaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.
Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi “gel”
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.
Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde,
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana ‘su yok’ desin de.
Yalnızlık
Yalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelenin gölgesine siner
Karanfil Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.
Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.
Gül, Sonbahar, Sonra
Bir alev-gül baygın dudaklarında
Düş düş…
Yalnızlık ormanları kuytu
Bütün masallar büyümüş…
Oltalarda mercan balıklar
Yalnızlık denizleri, derin…
Düşünüyorum, kuytu odalarda
Bir güle uzanıyor ellerin…
Bir damla yaş gibi sıcacık
Bakışlarında eylül bahçeleri…
Bir gül gibi topluyorum usulca
Uykusuz geceleri…
Bir gül yaprağısın uzakta
Hayal gibi yok musun, var mısın?
Yalnızım, dertliyim, çaresizim
Duyar mısın?
Büyük Yalnızlık
Önce çaresizlik çaldı kapıları
Sonra yoksulluk
Bütün aşina çehreler silindi aynalardan
Bir anda boşaldı dünya
Yapayalnız kaldık
Tez tükendi umut ekmeği
Bitiverdi suların hayali
Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
Sen ey büyük yalnızlık
Bir sen terk etmedin bizi
Garip Kişi
Bu akşam ilk olarak ağladım,
Bekâr odamın penceresinde.
Hani ev bark? Hani çoluk çocuk?
Ne geçti elime bu hayatın
Meyhanesinde, kerhanesinde?
Yatağım bu gece böyle soğuk.
Saadet bu ömrün neresinde?
Sürgünüm
Sürgünüm içinde senin olmadığın şehirlere,
Sürgünüm,
Senin olmadığın her an da,
Delirircesine seni anlatan sevda türkülerine..
Sürgünüm,
Benliğine, nefesine..
En çokta imkansızlığına sürgünüm..
Senin olmadığın her gerçeğe biraz daha sürgünüm..
Yürüdüğün her kaldırıma,
Yazdığın her mısraya,
Bensiz dinlediğin her türküye sürgünüm..
Düşlerime sürgünüm..
En çok ta içinde bir benim olamadığım o düşlerine
Sürgünüm..
Seninle başlayıp, seninle biten,
Her kadehler ele alındığın da ilk yudum da akla gelen senin,
Hasretine sürgünüm..
Bakarken beni kendimden alıp götüren,
Hiç bilmediğim bir diyar da son bulan düşlerime sürgünüm..
Bana bakarken beni yakan gözlerine,
Sözlerine sürgünüm..
Üşüdüğüm her an da yanımda olmayan bedenine,
Ellerimi bir türlü tutmayan ellerine sürgünüm..
Sensiz gecelere, kışlara sürgünüm ben..
Karın yağışına,
Yağmurun akışına,
Göz yaşlarımın bedenimi tek tek ıslatışına sürgünüm..
Bunca sevda içinde sevdasızlığı seçen,
Seni seçen,
Seni seven,
Deli yüreğime sürgünüm.
Yoksun
Anladım bu şehirde yoksun.
Gitmişliğin var benden habersiz,
Bu şehir senden yoksun.
Gittiğin yerlere götürdün mü güneşini?
Buralara sonbaharı ısmarladın mı bari?
Ne çok soru sorar oldum böyle.
Alıver şu sabahları da bitsin kavgam.
Kendimle konuşmalarım, acınacak hallerim.
Ve ümitsizce uyanıp tutarsızca yaşamam,
Bitiversin bu kaygılarım…
Madem bu gök mavilerinde yoksun.
Bırak da yazayım ölümü anlıma.
En hazin öyküler başlar şimdi bende,
Atıver gitsin beni uçurumlara.
Bir ömrüm var oda senden yoksun
Hak Etti Bu Yürek
Sevgine sessiz kaldı, etmedi hiçbir laf,
Umutlarını bir bir yok etti bu yürek.
Bilmem kabul olur mu, senden dilese af,
O saçlarını tel tel ak etti bu yürek.
Ne söylesen haklısın, tutsan da bana kin,
Kızmaya yüzüm yok ki durmalıyım sakin,
Bilmeyerek çok defa kırdımsa da lakin,
Üzülme diye dua çok etti bu yürek.
Konuştuğun cümleler arkasına baksa,
Ölmüş beni görürler, gittiler mi yoksa,
Söylediğin her bir söz canımı da yaksa,
Sakın özür dileme hak etti bu yürek.
Bu yazımızda, hüzün şiirlerini sizler için yazmaya çalıştık. Sizin de çok beğendiğiniz ve burada olmayan hüzün konulu şiirleriniz varsa yorum bölümünden yazabilirsiniz.

Heidelberg Ruprecht Karls üniversitesinden 2008 yılında mezun oldum. İngilizce, Almanca ve Türkçe bilmekteyim. Almanya’da ikamet ediyorum. Çeşitli sitelerde yazılar yazarak başladığım gazetecilik serüvenini serbest gazeteci olarak devam ettirmekteyim. Güzel sözler, şiirler ve çeşitli konularda 2008 yılından beri Tugbam.com sitesinde yazmaktayım.


Bir yanıt yazın